
Amerika Birleşik Devletleri’nin para politikasını yöneten, bankacılık sistemini denetleyen ve finansal istikrarı sağlayan bağımsız merkezi bankacılık sistemidir. Küresel piyasalarda faiz kararları ve dolar arzı üzerindeki etkisiyle en belirleyici aktördür.
Bir firmanın üretim faktörlerini kullanmak için yaptığı, muhasebe kayıtlarına doğrudan giren nakit ödemelerdir. Kira, maaş ve hammadde giderleri açık maliyetlere örnektir.
Merkez bankasının piyasadan menkul kıymet alıp satarak bankacılık sistemindeki likiditeyi ve kısa vadeli faizleri yönlendirdiği para politikası operasyonlarıdır.
Dört kişilik bir ailenin bir ay boyunca sağlıklı ve yeterli beslenmesi için gerekli olan asgari gıda harcaması tutarını ifade eden göstergedir. Bu gösterge yoksulluk sınırı hesaplamalarının temel bileşenidir.
Bir ekonomideki toplam talep (AD) ve toplam arz (AS) arasındaki ilişkiyi kullanarak fiyat düzeyi ve reel çıktının nasıl belirlendiğini açıklayan makroekonomik modeldir.
Bireylerin ve kurumların geleceğe dair tahminlerini yaparken, sadece geçmişte meydana gelen olayları ve verileri baz aldığı beklenti teorisidir.
Bir veri setindeki her bir değerin, sonucun üzerindeki önem derecesine (ağırlığına) göre hesaplandığı ortalama türüdür. Finansta en yaygın kullanımı “Ağırlıklı Ortalama Sermaye Maliyeti” (WACC) hesaplamalarındadır.
Bir tarafın, olası risklerin maliyetini başkasının üstleneceğini bildiği durumlarda normalden daha riskli veya özensiz davranması durumudur. Sigortacılık ve bankacılık sektöründe sıkça görülür.
Aylık gelir, yıllık üretim, dönemsel ihracat gibi belirli bir zaman dilimi veya sürecinde oluşan ekonomik büyüklüğü ifade eder. Gelir, yatırım, ihracat ve bütçe açığı birer akım değişkendir.
Bir seçim yaptığınızda vazgeçtiğiniz en iyi ikinci seçeneğin sağladığı en yüksek fayda veya getiridir. Kısaca “vazgeçmenin maliyeti” olarak tanımlanır.
Tarihsel olarak “değer saklama aracı” ve para olarak kullanılan; günümüzde ise yatırım, rezerv ve mücevherat amaçlarıyla talep gören kıymetli metaldir. Kimyasal simgesi Au’dur.
Bir ülkenin para biriminin değerinin belirli bir altın miktarına sabitlendiği ve para arzının altın rezervleriyle sınırlandığı parasal sistemdir.
Bir işletmenin makine, araç, bina gibi duran varlıklarının zamanla yıpranma, eskime veya teknolojik değer kaybı nedeniyle oluşan maliyetinin, varlığın faydalı ömrüne dağıtılarak dönemlere gider yazılmasıdır.
Bankaların ve finansal kuruluşların, mudilerin nakit taleplerini karşılamak amacıyla kasalarında bulundurdukları nakit para mevcududur.
Piyasalarda rekabeti engelleyici tekelleşmeleri, kartelleşmeleri ve haksız ticari uygulamaları önleyerek serbest piyasa rekabetini korumayı amaçlayan yasa ve düzenlemeler bütünüdür.
Esnek döviz kuru sisteminde, bir para biriminin diğer yabancı paralar karşısında piyasa koşulları (arz-talep dengesi) çerçevesinde değer kazanmasıdır.
Aynı varlığın farklı piyasalardaki fiyat farkından yararlanarak düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satarak (teorik olarak) risksiz kazanç elde etme işlemidir.
Üreticilerin belirli bir zaman diliminde, belirli bir fiyat düzeyinden piyasaya sunmaya istekli ve muktedir oldukları mal veya hizmet miktarıdır.
Bir malın fiyatı ile üreticilerin o fiyattan satmak istedikleri miktar arasındaki ilişkiyi gösteren, genellikle pozitif (yukarı doğru) eğimli olan grafiksel gösterimdir.
Bir malın fiyatındaki yüzde değişime karşılık, arz edilen miktarın bu değişime gösterdiği duyarlılığı ölçen katsayıdır.
Piyasa fiyatının denge fiyatının üzerinde olduğu durumlarda, arz edilen miktarın talep edilen miktardan fazla olması durumudur. Bu durum genellikle fiyatların düşmesine neden olur.
Üretim maliyetleri, emtia fiyatları, verimlilik veya doğal afet gibi nedenlerle arzın aniden artması ya da azalması sonucu fiyatlar ve üretim üzerinde hızlı etki yaratan beklenmedik değişimleri ifade eder.
Ekonomik büyümenin; üretim üzerindeki vergilerin düşürülmesi, piyasaların serbestleştirilmesi ve teşvikler yoluyla arzın (üretimin) artırılmasıyla sağlanacağını savunan iktisat ekolüdür.
Diğer değişkenler sabitken (ceteris paribus), bir malın fiyatı arttıkça üreticilerin arz etmek istedikleri miktarın artacağını, fiyat düştükçe arz miktarının azalacağını ifade eden kuraldır.
Bir malın fiyatında meydana gelen yüzde birlik değişimin, o malın arz edilen miktarında yol açtığı yüzde değişimdir. Üretimin fiyata ne kadar hızlı tepki verebildiğini ölçer.
Ekonomideki genel fiyat düzeyi ile reel GSYİH arasındaki ilişkiyi inceleyen makroekonomik modeldir. Ekonomik dalgalanmaları, enflasyonu ve büyümeyi analiz etmek için kullanılır.
Bir ülkede çalışanlara yasal olarak ödenebilecek en düşük brüt/net ücret düzeyidir. Emek piyasasında ücret tabanı oluşturarak gelir dağılımı ve istihdam üzerinde etkiler yaratır.
Bir işlemde taraflardan birinin diğerine göre daha fazla veya daha doğru bilgiye sahip olmasıdır; bu durum ters seçim (adverse selection) ve ahlaki tehlike (moral hazard) gibi sorunlara yol açabilir.
Avrupa devletlerinin ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda entegrasyonunu sağlamak amacıyla kurulan, ortak pazar ve bazı üyeler arasında ortak para birimi (Euro) kullanan uluslarüstü örgüt.
Euro bölgesindeki üye ülkelerin ortak para politikasını yöneten, fiyat istikrarını sağlamaktan sorumlu ve Euro basma yetkisine sahip kurumdur. Merkezi Frankfurt’tadır.
Avrupa Birliği’nin uzun vadeli finansman kuruluşudur. AB’nin politika hedeflerine katkıda bulunan altyapı, çevre ve KOBİ projelerine düşük faizli kredi sağlar.
Ekonomik olayları bireylerin sübjektif tercihlerine dayandıran, metodolojik bireyselciliği savunan ve devlet müdahalesine karşı çıkan liberal bir iktisat ekolüdür.
Ekonomik göstergelerin (örneğin iki ülkenin büyüme oranları veya bir varlığın fiyatı ile teknik göstergesi) birbirlerinden zıt yönlerde uzaklaşması durumudur.
Bir malın tüketilen miktarı arttıkça, her bir ek birimden elde edilen ilave tatminin (faydanın) azalacağını ifade eden temel tüketim ilkesidir.
Kısa dönemde üretim faktörlerinden biri sabitken, değişken faktör artırıldığında elde edilen ek ürünün belirli bir eşikten sonra düşeceğini öngören teoridir.
Para politikası kararlarını alırken siyasi otoritenin doğrudan müdahalesi olmadan, sadece kendi kanunuyla belirlenen hedefler doğrultusunda hareket edebilen merkez bankası yapısıdır. Güvenilirlik ve öngörülebilirlik sağlaması açısından önemlidir.
Anapara veya faiz ödemeleri vadesi geçmesine rağmen tahsil edilemeyen, geri dönme ihtimali düşük olan ve banka bilançolarında risk teşkil eden kredilerdir.
Geçmişte yapılmış olan ve hiçbir karar değişikliğiyle geri kazanılamayacak olan harcamalardır. Rasyonel ekonomik kararlar verilirken bu maliyetler dikkate alınmamalıdır.
Bir ekonomik göstergenin yıllık veya dönemsel değişim oranının, karşılaştırılan önceki dönemin olağan dışı düşük ya da yüksek seviyesinden etkilenerek olduğundan farklı görünmesidir. Baz etkisi özellikle enflasyon ve büyüme verilerinin yorumunda önemlidir.
Kişi veya kurumların, bir mal ya da hizmetin maliyetine katılmadan sağladığı faydadan yararlanması durumudur. Milli savunma, sokak aydınlatmaları gibi tüketim miktarlarının ayrıştırılamadığı kamusal mallarda finansman ve etkinlik sorununa yol açar.
Bir ekonomideki işgücünün sahip olduğu eğitim, beceri, deneyim ve sağlık gibi üretkenliği artıran niteliklerin tamamıdır. Ekonomik büyümenin en temel sürdürülebilir kaynağıdır.
Bir ülkenin veya kurumun, belirli bir tarih itibarıyla ödenmemiş toplam borç anaparasını ifade eden stok büyüklüğüdür. Dönem içindeki yeni borçlanma ve geri ödemelerle değişir.
Bir devletin veya kurumun yasal olarak üstlenebileceği toplam borç miktarına konulan üst sınırdır. Bu sınır, borçlanma kapasitesi ve bütçe finansmanı üzerinde belirleyici olabilir.
Borcun anapara ve faiz ödemelerinin, gelir, bütçe veya nakit akışı üzerinde oluşturduğu ödeme baskısını ifade eder. Borcun sürdürülebilirliğini ölçmek için kullanılır ve genellikle gelir/borç oranıyla değerlendirilir.
Kuzey Denizi kaynaklı petrolü temsil eden ve küresel petrol fiyatları için en yaygın kabul gören gösterge (benchmark) niteliğindeki ham petrol türüdür.
Bir ülkenin zenginliğini büyük ölçüde altın ve gümüş gibi kıymetli maden stoklarıyla ölçen, merkantilist düşünceyle ilişkili tarihsel ekonomi yaklaşımıdır.
Belirli bir dönem için gelir ve giderlerin planlandığı, kaynakların hangi amaçlarla kullanılacağını gösteren mali planlama aracıdır. Kamu, işletme ve hanehalkı düzeyinde hazırlanabilir.
Bir dönemde bütçe giderlerinin bütçe gelirlerini aşması durumudur. Fark genellikle borçlanma, rezerv kullanımı veya diğer finansman yöntemleriyle karşılanır.
Bütçe gelirleri ile bütçe giderleri arasındaki farkı gösteren ve kamu maliyesinin genel görünümünü özetleyen göstergedir. Sonuç açık, fazla veya dengede olabilir.
Bir mali dönem içerisinde devletin veya bir kurumun toplam gelirlerinin, yaptığı toplam harcamalardan daha fazla olması durumudur.
Bir tüketicinin belirli bir gelir düzeyi ve piyasa fiyatları çerçevesinde satın alabileceği mal ve hizmet kombinasyonlarının sınırını gösteren kavramdır.
Bir ekonominin mal ve hizmet üretme kapasitesinde meydana gelen artıştır. Genellikle reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) miktarındaki artışla ölçülür.
Bir ekonominin üretim hacminde bir önceki döneme göre meydana gelen yüzde değişimdir. Ülkenin ekonomik performansını ve refah artışını takip etmek için temel göstergedir.
Bir ülkenin dış ticaret (mal ve hizmet), yatırım gelirleri ve karşılıksız transferlerden oluşan cari işlemler hesabındaki giderlerin, gelirlerinden fazla olması durumudur. Ülkenin dış dünyaya net borçlandığını gösterir.
Bir ekonominin dış dünya ile yaptığı mal, hizmet ve transfer işlemlerinin net sonucudur. Ödemeler dengesinin en temel bileşenidir ve ülkenin dış finansman ihtiyacını belirler.
Bir ülkenin cari işlemler hesabındaki gelirlerinin (ihracat, turizm vb.), giderlerinden (ithalat, faiz ödemeleri vb.) fazla olmasıdır. Bu durum, ülkenin dış dünyaya net alacaklı konumda olduğunu gösterir.
Devletin üretim kapasitesini doğrudan artırmayan; personel maaşları, kırtasiye, yakıt ve kira gibi sadece kamu hizmetlerinin devamlılığını sağlayan rutin harcamalarıdır.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki konut fiyatlarındaki değişimleri takip eden, gayrimenkul piyasasının sağlığı hakkında önemli ipuçları veren ve finansal piyasalarda yakından izlenen bir fiyat endeksidir.
Bir borcun ödenmeme riskine karşı yapılan sigorta işlemidir. CDS primi ne kadar yüksekse, ilgili ülkenin veya kurumun borcunu ödeyememe riski piyasa tarafından o kadar yüksek algılanıyor demektir.
Ekonomik modellerde bir değişkenin etkisini ölçebilmek için, o değişken dışındaki tüm unsurların değişmediği varsayımıdır. Analitik sadeleştirme sağlar.
İşlem maliyetlerinin sıfır olduğu ve mülkiyet haklarının net tanımlandığı durumlarda, tarafların dışsallıklar konusunda anlaşarak devlet müdahalesine gerek kalmadan etkin çözüme ulaşabileceğini savunan teoridir.
Bir malın talep miktarının, başka bir malın fiyatındaki değişime verdiği tepkiyi ölçen orandır. Malların birbirine göre ikame mi yoksa tamamlayıcı mı olduğunu belirler. İkame mallarda genellikle pozitif, tamamlayıcı mallarda ise genellikle negatiftir.
İki para birimi arasındaki kurun, üçüncü bir para birimi (çoğunlukla USD) üzerinden dolaylı olarak hesaplanan değeridir.
Ekonomideki herhangi bir harcama artışının (kamu harcaması, yatırım vb.), milli gelir üzerinde başlangıçtaki artıştan daha büyük bir toplam artış yaratması durumudur.
Tüketici fiyat endeksinden (TÜFE), mevsimsel etkiler ve fiyatları çok oynak olan gıda ile enerji gibi kalemlerin çıkarılmasıyla hesaplanan, enflasyonun ana eğilimini gösteren veridir.
Bir ekonominin gerçekleşen fiili üretimi (Reel GSYİH) ile tam istihdam düzeyindeki potansiyel üretimi arasındaki farktır. Enflasyonist veya durgunluk baskılarını ölçmede kullanılır.
Ekonomi yönetiminin, enflasyon beklentilerini dizginlemek ve fiyat istikrarını sağlamak için hedeflediği döviz kuru, para arzı veya enflasyon oranı gibi temel bir değişkendir.
Döviz kurlarının merkez bankası müdahalesi olmadan, piyasadaki arz ve talep koşullarına göre serbestçe belirlendiği kur rejimidir.
Bir malın dış piyasada, iç piyasadaki satış fiyatından veya maliyetinin altında bir fiyatla satılmasıdır. Genellikle pazar payı kazanmak için kullanılan haksız rekabet yöntemidir.
Toplam talebi yavaşlatmak amacıyla kamu harcamalarının azaltılması ve/veya vergilerin artırılması yoluyla uygulanan maliye politikasıdır. Enflasyonist baskıları sınırlamak için kullanılabilir.
Psikolojik, sosyal ve bilişsel faktörlerin bireylerin ve kurumların ekonomik kararları üzerindeki etkisini inceleyen, insanların her zaman rasyonel davranmadığını savunan disiplindir.
Genel fiyat düzeyinin belirli bir zaman diliminde sürekli düşüş göstermesi durumudur. Tüketimi ertelediği için ekonomik durgunluğa yol açabilir.
Su gibi hayati önemi olan maddelerin fiyatının çok düşük, ancak elmas gibi süs eşyası olan maddelerin fiyatının çok yüksek olması durumudur. “Su-Elmas Paradoksu” olarak da bilinir. çözümünde marjinal fayda kavramı temel rol oynar.
Hammadde, elektrik, işçilik gibi üretim miktarına bağlı olarak değişen maliyetlerdir. Üretim arttıkça artar, üretim durduğunda sıfıra iner.
Piyasada talep edilen miktar ile arz edilen miktarın eşitlendiği fiyat düzeyidir. Bu noktada piyasada fazlalık ya da kıtlık baskısı azalır.
Denge fiyatı seviyesinde alıcıların almak, satıcıların ise satmak istediği mal veya hizmet miktarıdır.
Müşterilerin bankalara belirli bir süre için veya istendiğinde çekilmek üzere yatırdığı nakit değerlerdir.
Ekonomik faaliyetlerde görülen, uzun süreli ve şiddetli küçülmedir. Resesyondan daha derin ve kalıcı bir ekonomik çöküşü ifade eder.
Belirli bir piyasadaki devlet kurallarının, kısıtlamaların veya izin süreçlerinin azaltılması ya da gevşetilmesi yoluyla rekabetin ve piyasa esnekliğinin artırılmasını hedefleyen politika yaklaşımıdır.
Sabit kur sisteminde, ulusal para biriminin diğer paralar karşısındaki değerinin merkezi otorite (hükümet/merkez bankası) kararıyla resmi olarak düşürülmesidir.
Enflasyonun devam ettiği ancak enflasyon oranının düştüğü süreçtir. Yani fiyatlar artmaya devam eder, fakat artış hızı yavaşlar.
Bir ülkenin belirli dönemdeki ihracatı ile ithalatı arasındaki farktır. İhracat ithalattan fazlaysa fazla, düşükse açık oluşur.
Kamu harcamalarını finanse etmek için devletin aşırı borçlanması sonucu faizlerin yükselmesi ve bu durumun özel sektör yatırımlarını azaltmasıdır.
Hava durumu ya da siyasi gelişmeler gibi modelin içinde belirlenmeyen, modele dışarıdan verilen ve modeldeki sonuçları etkileyen değişkendir.
Bir ekonomik faaliyetin maliyet veya faydasının, işlem tarafı olmayan üçüncü kişilere piyasa fiyatına tam yansımadan etkide bulunmasıdır. Bu etki olumlu veya olumsuz olabilir.
Hazine’nin yurt içi piyasalardan borçlanmak amacıyla ihraç ettiği Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu gibi kıymetli evrakların genel adıdır.
Üretim, ticaret, ödeme, veri işleme ve hizmet sunum süreçlerinin dijital teknolojiler ve internet altyapısı üzerinden yürütüldüğü ekonomik yapı ve faaliyetler bütünüdür.
Ekonomik çevrimin (konjonktür) en düşük seviyesini ifade eder. Daralmanın sona erip genişleme evresinin başladığı noktadır.
Bankaların, vadesiz yükümlülüklerine karşılık kasalarında veya merkez bankasında bulundurmak zorunda oldukları nakit veya benzeri hazır değerlerin oranıdır.
Bir ekonomide tüm piyasaların dengede olduğu, enflasyonun hızlanmadığı durumda mevcut olan yapısal ve arızi işsizliğin toplamıdır.
Yüksek sabit maliyetler ve ölçek ekonomileri nedeniyle, bir piyasada tek bir firmanın üretim yapmasının birden fazla firmanın üretim yapmasından daha verimli olduğu durumdur.
Merkez bankasının piyasaya likidite sağlamak amacıyla ikincil piyasadan kıymetli evrak satın alması işlemidir.
Merkez bankası veya bir kurumun, bir menkul kıymeti geri alma taahhüdü olmaksızın kesin olarak satması işlemidir; piyasadaki likiditeyi azaltıcı etki yaratabilir.
Bir yatırımcının başka bir ülkede işletme kurması, satın alması veya yönetim üzerinde kalıcı etki sağlayacak pay edinmesi yoluyla yaptığı uzun vadeli reel yatırım türüdür.
Değişkenler arasındaki ilişkinin sabit bir oranda değiştiği ve grafiksel olarak düz bir çizgi ile gösterilen matematiksel fonksiyondur (y = a + bx).
ABD Doları’nın, dünyanın en önemli altı yabancı para birimi (Euro, Yen, Pound, CAD, SEK, CHF) karşısındaki değerini ölçen endekstir. Doların küresel gücüne dair referans göstergelerden biridir.
Bir ülke vatandaşlarının, yerel para birimine duydukları güvenin azalması sonucu birikimlerini ve işlemlerini yabancı para (genellikle Dolar veya Euro) cinsinden yapmaya başlamasıdır.
Verginin yasal yükümlüsü ile ekonomik yükünü taşıyan kişinin farklılaşabildiği, mal ve hizmet tüketimi üzerinden alınan harcama temelli vergilerdir (ör. KDV, ÖTV).
Vergi yükünün, genellikle doğrudan gelir veya servet sahibi üzerinde kaldığı ve başkasına yansıtılması daha sınırlı olan doğrudan alınan vergilerdir (ör. gelir vergisi, kurumlar vergisi).
Kaynakların “al-kullan-at” modeli yerine, yeniden kullanım, onarım, geri dönüşüm ve atık azaltımı ilkeleriyle ekonomik döngü içinde daha uzun süre tutulmasını amaçlayan üretim-tüketim yaklaşımıdır.
Bir ülke para biriminin diğer bir ülke para birimi cinsinden fiyatıdır.
Ekonomik faaliyetin belirli bir süre boyunca zayıflaması ve daralma eğilimine girmesi durumudur; üretim, tüketim, yatırım ve istihdamda yavaşlama görülür.
Gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun azaltılması, altyapı, eğitim, sağlık ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla finansman ve teknik destek sağlayan uluslararası kalkınma kuruluşudur.
Tüketicinin geliri arttıkça talebinin azaldığı, geliri düştüğünde ise talebinin arttığı mal türüdür.
Piyasaların işleyişini, rekabeti, tüketici haklarını, finansal istikrarı veya kamu yararını korumak amacıyla kamu otoriteleri tarafından konulan kurallar ve denetim çerçevesidir.
Ekonomik ilişkileri istatistiksel ve matematiksel yöntemlerle ölçen iktisat dalıdır. Teorileri veriyle test etmek, tahmin yapmak ve politika etkilerini analiz etmek için kullanılır.
Bir ülkenin mal ve hizmet üretim kapasitesinde zaman içinde meydana gelen artıştır. Genellikle reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) yüzdesi olarak ölçülür.
Toplam gelirden yalnızca muhasebe maliyetleri değil, alternatif maliyetler de dâhil tüm ekonomik maliyetler çıkarıldıktan sonra kalan kârdır. Muhasebe kârından küçüktür.
İş gücünü arz eden çalışanlar ile emek talep eden işverenlerin karşılaştığı, ücret, istihdam ve çalışma koşullarının belirlendiği piyasadır.
Ticari işleme konu olan altın, gümüş, petrol, doğal gaz, buğday ve kahve gibi benzer nitelikteki standartlaşmış malların genel adıdır.
Enerji, metal ve tarım ürünleri gibi emtiaların spot veya vadeli işlemlerle alınıp satıldığı piyasalardır.
Fiyatlar genel düzeyinin belirli bir zaman diliminde sürekli ve hissedilir şekilde artması, dolayısıyla paranın satın alma gücünün azalmasıdır.
Tüketicilerin, üreticilerin ve yatırımcıların gelecekteki enflasyon oranına ilişkin tahminleridir. Bu beklentiler, mevcut fiyatlama davranışlarını ve ücret taleplerini doğrudan etkiler.
Merkez bankasının temel amacının fiyat istikrarı olduğu ve önceden ilan edilen bir enflasyon rakamına ulaşmak için para politikası araçlarını kullandığı rejimdir.
Hükümetin para basarak bütçe açıklarını finanse etmesi sonucu oluşan enflasyonun, ellerinde nakit tutan bireylerin paralarının satın alma gücünü azaltmasıdır. Bu durum, halktan devlete yapılan örtük bir kaynak transferidir.
Yerli paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin, merkez bankası müdahalesi olmaksızın piyasadaki arz ve talep dengesine göre serbestçe belirlendiği sistemdir.
Fiyattaki büyük değişimlere rağmen, talep edilen miktarın çok az değişmesi durumudur. Zorunlu ihtiyaç mallarında daha sık görülür.
Fiyattaki küçük bir değişimin, talep edilen miktarda büyük bir değişikliğe yol açmasıdır. Tüketicilerin fiyata karşı oldukça duyarlı olduğu durumu ifade eder.
Bir ekonomik değişkenin, başka bir değişkendeki değişime ne ölçüde tepki verdiğini gösteren oransal duyarlılık ölçüsüdür (ör. fiyat esnekliği, gelir esnekliği).
Bir ekonomik faaliyetin belirlenen hedeflere ulaşma derecesidir. Kaynakların ne kadar verimli kullanıldığına bakılmaksızın, sonucun elde edilip edilmediğine odaklanır.
Avrupa Birliği’ne üye olan ve Euro Bölgesi’ne dahil olan ülkelerin resmi para birimidir. Uluslararası ticaret ve finans işlemlerinde başlıca rezerv paralardan biridir. Sembolü “€” ve kodu “EUR”dur.
Avrupa Birliği içinde Euro’yu tek yasal para birimi olarak kabul eden ve para politikasını Avrupa Merkez Bankası’na devreden ülkelerin oluşturduğu coğrafi alandır.
Borç alınan sermayenin kullanımı karşılığında ödenen bedel veya paranın kirasıdır. Tasarruf sahibi için vazgeçtiği likiditenin ödülü, borçlu için ise finansman maliyetidir.
Belirli bir dönem için (genellikle yıllık) ödenecek faiz miktarının, ana paraya olan yüzde oranıdır. Ekonomide tüketim ve yatırım kararlarını etkileyen en temel sinyaldir.
Bir mal veya hizmetin tüketilmesi sonucunda bireyin elde ettiği tatmin veya memnuniyet düzeyidir. Ekonomik tercihler, faydayı maksimize etme prensibi üzerine kurulur.
Piyasa fiyatının denge fiyatının üzerinde olduğu ve üreticilerin satmak istediği miktarın, alıcıların almak istediği miktardan fazla olduğu durumdur. “Arz Fazlası” olarak da bilinir.
Piyasa fiyatının denge fiyatının altında kaldığı ve tüketicilerin almak istediği miktarın, satıcıların sunduğu miktarı aştığı durumdur. Genellikle mal kıtlığına ve fiyat artışına yol açar.
Bir seçim yapıldığında vazgeçilen en iyi alternatifin sağladığı fayda veya getiridir. Verilen kararın görünmeyen maliyetini gösterir.
Para, kredi, yatırım ve bankacılık gibi alanları kapsayan; fonların yönetimi, oluşturulması ve zaman içindeki risk-getiri dengesinin analiz edilmesini sağlayan disiplindir.
Finansal sistemin (kurumlar, piyasalar ve altyapı) ekonomik şoklara karşı dirençli olması ve fon akışını kesintisiz bir şekilde sürdürebilme kapasitesidir.
Nominal faiz oranı ile reel faiz oranı ve beklenen enflasyon arasındaki ilişkiyi açıklayan denklemdir; yaklaşık olarak “nominal faiz ≈ reel faiz + beklenen enflasyon” şeklinde ifade edilir.
Bir mal veya hizmetin değişim değerinin para birimi cinsinden ifadesidir. Piyasa ekonomisinde kıtlık ve değer hakkında bilgi veren en önemli sinyal mekanizmasıdır.
Tam rekabet piyasasında faaliyet gösteren, piyasa fiyatını etkileyemeyecek kadar küçük olan ve oluşan fiyatı olduğu gibi kabul etmek zorunda kalan firma veya bireydir.
Bir satıcının aynı mal veya hizmeti, maliyet farkı olmaksızın farklı alıcılara veya farklı miktarlar için farklı fiyatlardan satması stratejisidir (Örn: Öğrenci indirimi).
Ekonomideki mal ve hizmetlerin genel fiyatlarının ortalama seviyesini ifade eder; enflasyon analizinin temel kavramlarından biridir.
Talep edilen miktarın, fiyat değişimine ne ölçüde tepki verdiğini gösteren oransal ölçüdür. Genellikle “talebin fiyat esnekliği” anlamında kullanılır.
Firma tarafından ürün, müşteri segmenti, kanal, zaman veya hizmet seviyesi gibi unsurlara göre farklı fiyatlandırma stratejileri uygulanmasıdır.
Piyasa koşulları (arz-talep) değişmesine rağmen, ürün fiyatlarının çeşitli nedenlerle (menü maliyetleri, sözleşmeler vb.) kısa dönemde hızla değişmemesi veya aşağı inmeye direnç göstermesidir.
Pazar gücü sayesinde satış fiyatını belli ölçüde belirleyebilen veya etkileyebilen firma ya da satıcıdır. Tekel ve eksik rekabet piyasalarında görülür.
İşgücü piyasasında iş arama, iş değiştirme ve eşleşme sürecinden kaynaklanan, genellikle kısa süreli ve geçici işsizlik türüdür.
Bir ülke vatandaşlarının (yerleşiklerinin), belirli bir dönemde yurt içi ve yurt dışında ürettiği nihai mal ve hizmetlerin toplam parasal değeridir.
Bir ülke sınırları içerisinde, belirli bir dönemde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeridir. Üretimi yapanın uyruğuna bakılmaksızın sadece coğrafi sınırları baz alır. Ekonomik büyüklüğün temel göstergelerinden biridir.
Bir ekonomide üretilen toplam gelirin, bireyler, haneler veya üretim faktörleri (emek, sermaye, toprak, girişimci) arasında nasıl paylaşıldığını gösteren göstergedir.
Gelirin toplum kesimleri arasında fırsat, yaşam standardı ve sosyal dengeyi gözeten biçimde daha dengeli paylaşılmasını ifade eden sosyal-ekonomik ilkedir.
Tüketicinin gelirindeki yüzde bir oranındaki değişimin, bir malın talep edilen miktarında yol açtığı yüzde değişimdir. Malın lüks, zorunlu veya düşük mal olduğunu belirler.
Bir malın fiyatındaki düşüşün, tüketicinin reel satın alma gücünü (gelirini) artırması sonucu, o maldan veya diğer mallardan daha fazla talep etmesi durumudur.
Gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden yasal kurallar çerçevesinde devlete ödedikleri dolaysız vergi türüdür.
Ekonomik döngüde üretim, gelir, istihdam ve talebin artış eğiliminde olduğu büyüme evresidir.
Toplam talebi ve ekonomik faaliyeti desteklemek amacıyla kamu harcamalarının artırılması ve/veya vergilerin azaltılması yoluyla uygulanan maliye politikasıdır.
Fiyatı arttıkça talebi de artan, talep kanununa aykırı hareket eden çok özel bir düşük mal türüdür (Örn: Aşırı yoksulluk durumunda ekmek).
Geleneksel tam zamanlı işler yerine, geçici, bağımsız ve genellikle dijital platformlar üzerinden yürütülen serbest (freelance) çalışma modeline dayalı ekonomidir
Bir ülkedeki gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen istatistiksel bir değerdir. Değer 0’a yaklaştıkça daha eşit, 1’e yaklaştıkça daha eşitsiz dağılımı ifade eder.
Yeni firmaların bir piyasaya girmesini zorlaştıran veya engelleyen yasal, teknolojik veya maliyet odaklı faktörlerdir (Örn: Patentler, yüksek sermaye gereksinimi).
Yeni bir iş fikrini hayata geçirmek için kaynakları bir araya getiren, risk üstlenen ve fırsatları değerlendirerek değer yaratmayı hedefleyen kişidir.
Adam Smith tarafından ortaya atılan; bireylerin kendi çıkarları peşinde koşarken, farkında olmadan toplumun ekonomik refahına da hizmet ettiğini savunan piyasa mekanizması kavramıdır.
Piyasalarda diğer tüm faiz oranlarına referans teşkil eden, genellikle devlet tahvillerinin veya merkez bankası politika faizinin belirlediği faiz oranıdır.
“Kötü para iyi parayı kovar” ilkesidir. Yasal değerleri aynı ancak metalik veya içsel değerleri farklı iki para dolaşımda olduğunda, insanların değerli olanı biriktirip değersiz olanı harcamasını ifade eder.
Nominal GSYİH’nin Reel GSYİH’ye bölünmesiyle hesaplanan ve bir ekonomide üretilen tüm mal ve hizmetlerdeki fiyat değişimlerini kapsayan en geniş kapsamlı enflasyon ölçüsüdür.
İthal edilen mallara uygulanan vergi ve oranlar sistemidir. Dış ticaret politikası, yerli üretimi koruma ve kamu geliri amaçlarıyla kullanılabilir.
İstatistik ve ekonometride, bir tahminin belirli bir olasılık dahilinde (genellikle %95) hangi değerler arasında yer alacağını gösteren aralıktır.
Dünyanın en büyük 19 ekonomisi ve Avrupa Birliği’nden oluşan, küresel ekonomik iş birliğini, finansal istikrarı ve sürdürülebilir büyümeyi teşvik etmeyi amaçlayan liderler düzeyinde diyalog platformudur.
Dünyanın gelişmiş ekonomilerinden oluşan, küresel ekonomi, ticaret, finans, enerji, güvenlik ve jeopolitik konularda politika koordinasyonu ve liderler düzeyinde istişare yapan uluslararası platformdur. G7, genel olarak ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada’dan oluşur; Avrupa Birliği de toplantılara kurum olarak katılır.
Aynı konutta yaşayan ve gelir, tüketim veya yaşam giderlerini birlikte yöneten bireylerden oluşan ekonomik karar birimidir. Tüketim, tasarruf ve işgücü arzı analizlerinde temel aktördür.
Devletin borçlanma, nakit yönetimi, finansman ve kamu maliyesine ilişkin bazı temel işlemlerini yürüten kamu otoritesidir. Kamu gelir-gider dengesinin finansmanında kritik rol oynar.
Devletin, belirli bir borcun veya finansal yükümlülüğün geri ödenmesine ilişkin garantör olarak güvence vermesidir. Kredi riskini azaltarak finansman erişimini kolaylaştırabilir.
Hazinenin belirli bir dönemdeki nakit girişleri (vergi gelirleri, borçlanma vb.) ile nakit çıkışları (harcamalar, borç servisi vb.) arasındaki farktır. Bütçe dengesinden farkı, sadece gerçekleşen nakit akışına odaklanmasıdır. Kamu nakit yönetiminin kısa vadeli görünümünü yansıtır.
Yatırımcıların veya şirketlerin, gelecekteki fiyat dalgalanmalarından kaynaklanabilecek olası zararları minimize etmek amacıyla türev araçlar (forward, futures, opsiyon) kullanarak aldıkları finansal önlemdir.
Para otoritesinin ekonomiyi canlandırmak amacıyla, doğrudan hanehalkına veya ekonomiye karşılıksız/geri ödeme yükümlülüğü doğurmayan parasal kaynak aktarımı yapması fikrini ifade eden teorik para politikası yaklaşımıdır.
Ana akım iktisat varsayımlarından farklı teorik çerçeveler kullanan, ekonomik sorunları kurumsal, tarihsel, sosyal ve davranışsal boyutlarla açıklayan alternatif iktisadi yaklaşımlar bütünüdür.
Fiyatların çok kısa sürelerde aşırı hızla arttığı, paranın satın alma gücünün çok hızlı eridiği ve fiyatlama davranışlarının ciddi biçimde bozulduğu aşırı enflasyon sürecidir.
İstatistiksel veriler kullanarak, bir iddia veya teorinin doğruluğunun belirli bir güven düzeyinde (olasılıkla) kabul edilip edilemeyeceğini belirlemek için kullanılan bilimsel yöntemdir.
Bir ülkede doğal kaynak (petrol, gaz vb.) keşfi sonucu döviz gelirlerinin aniden artmasıyla yerli paranın aşırı değerlenmesi ve bunun sonucunda sanayi/tarım gibi diğer ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü kaybederek gerilemesi durumudur.
İktisat teorilerinde varsayılan; her zaman kendi çıkarını gözeten, tam bilgiye sahip ve elindeki kaynaklarla faydasını/kârını maksimize eden rasyonel insan modelidir.
Devletin, kurumların ve bireylerin hukuka bağlı olduğu; kuralların öngörülebilir, eşit ve etkin biçimde uygulandığı kurumsal yönetim ilkesidir ve ekonomik güven için temel kabul edilir.
Küresel parasal iş birliğini ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla kurulan uluslararası kuruluştur. Üye ülkelere politika danışmanlığı, finansman desteği ve teknik kapasite geliştirme hizmeti sunar.
Mal piyasasında tasarruf ve yatırım dengesini gösteren, farklı faiz oranları ile denge gelir düzeyleri arasındaki ilişkiyi ifade eden makroekonomik eğridir.
Mal piyasası (IS) ile para piyasasının (LM) eş anlı olarak dengede olduğu faiz ve gelir düzeyini belirleyen makroekonomik modeldir. Toplam talebin nasıl oluştuğunu analiz etmek için kullanılır.
Ekonomik bir modelin kendi işleyişi içinde değeri belirlenen değişkendir (Örn: Bir arz-talep modelinde fiyat ve miktar içsel değişkendir).
Bir malın göreli fiyatı değiştiğinde, tüketicinin benzer mallar arasında tercih değiştirerek talebini daha ucuz olana yönlendirmesi sonucu oluşan etkidir.
Biri pahalandığında diğerine talebin artabildiği, birbirinin yerine alternatif olarak kullanılabilen mallardır (Örn: kırmızı et ve tavuk eti).
Bir ekonominin aynı anda sabit kur, serbest sermaye hareketi ve bağımsız para politikası hedeflerinin üçünü birden tam olarak sürdüremeyeceğini ifade eden makroekonomi teorisidir.
İşgücünün sahip olduğu eğitim, yetenek, deneyim ve sağlık gibi, üretim sürecinde verimliliği ve geliri artıran niteliklerin tamamıdır. Ekonomik büyümenin en kritik ve sürdürülebilir itici gücüdür.
Bir ülkenin başarısını sadece ekonomik büyüme ile değil; ortalama yaşam süresi, okuryazarlık oranı, eğitime erişim ve kişi başına düşen milli gelir gibi unsurlarla ölçen, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan endekstir.
Gelecekte elde edilecek nakit akışlarının bugünkü değerini hesaplamak için kullanılan getiri oranıdır. Yatırım analizinde zaman değeri ve riskin dikkate alınmasını sağlar.
Bir ekonomideki işgücünün, mal ve hizmet üretimi amacıyla gelir getiren bir işte çalıştırılması durumudur. Ekonominin üretim kapasitesinin ne kadarının kullanıldığını gösterir.
Belirli bir ücret seviyesinde ve zaman diliminde, çalışmaya istekli ve muktedir olan bireylerin piyasaya sundukları toplam çalışma süresi veya işçi sayısıdır.
İşverenlerin veya firmaların, üretim faaliyetlerini yürütmek için belirli bir ücret düzeyinde istihdam etmek istedikleri emek miktarıdır. Türetilmiş bir taleptir; yani mal ve hizmet talebine bağlıdır.
Belirli bir zaman diliminde, bir birim işgücü (veya çalışma saati) başına üretilen mal ve hizmet miktarıdır. Teknolojik gelişim ve eğitimle doğrudan ilişkilidir.
Çalışma çağındaki nüfus içinde, çalışanlar ve iş arayanlardan oluşan işgücünün toplam nüfusa oranıdır. Emek piyasasına katılım düzeyini gösterir.
Mal veya hizmet üretmek, satmak ve kâr elde etmek amacıyla kaynakları bir araya getiren ekonomik organizasyondur.
Çalışma gücüne ve isteğine sahip olup, cari ücret düzeyinde iş aramasına rağmen iş bulamayan kişilerin durumudur.
İşsiz sayısının toplam işgücüne oranını gösteren temel işgücü piyasası göstergesidir. İşsizliğin yaygınlık düzeyini ölçer.
Altın veya gümüş gibi fiziksel bir meta karşılığı olmayan, değeri sadece hükümetin kararnamesine ve toplumun o paraya duyduğu güvene dayanan para birimidir.
Özellikle devalüasyon sonrası ithalatın pahalılaşması nedeniyle dış ticaret dengesinin kısa vadede kötüleşmesi, ardından ihracat artışıyla uzun vadede iyileşmesi sürecinde grafiklerin “J” biçimli bir seyir izlemesini ifade eden etkidir.
Daha küçük özkaynakla daha büyük pozisyon almak için borç veya türev araç kullanımıdır. Getiriyi artırabileceği gibi riski ve zararı da büyütebilir.
Düşük ve orta gelirli ülkelerde büyüme, yoksulluk, gelir dağılımı, sanayileşme ve kurumsal dönüşüm gibi konuları inceleyen iktisat alt dalıdır.
Merkezi hükümetin ve kamu kurumlarının, bütçe açıklarını finanse etmek amacıyla yurt içi veya yurt dışı piyasalardan yaptığı toplam borçlanmadır.
Devletin; eğitim, sağlık, savunma, altyapı ve sosyal transferler gibi kamu hizmetlerini yerine getirmek için yaptığı tüm harcamalardır.
Tüketiminde rekabet olmayan (birinin kullanması diğerine engel olmaz) ve dışlanamayan (ödeme yapmayanların kullanımı engellenemez) mal ve hizmetlerdir (Örn: Deniz feneri, milli savunma).
Kamu gelirlerinin kamu harcamalarını aşan kısmıdır; basitçe, devletin gelir-gider farkından oluşan ve kamunun tasarruf kapasitesini gösteren büyüklüktür.
Siyasi karar alma süreçlerini, seçmenlerin, bürokratların ve politikacıların davranışlarını iktisadi teşvikler ve çıkarlar üzerinden analiz eden yaklaşımdır.
Merkez bankalarının piyasaya doğrudan likidite sağlamak amacıyla uzun vadeli devlet tahvilleri veya diğer finansal varlıkları satın almasıdır. Geleneksel faiz indirimlerinin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir “parasal genişleme” yöntemidir.
Bir işletmenin belirli bir dönemdeki toplam gelirlerinden, bu gelirleri elde etmek için katlandığı tüm maliyetlerin çıkarılmasıyla elde edilen pozitif farktır.
Firmanın, gelir ve maliyetlerini dikkate alarak kârını en yüksek düzeye çıkaracak üretim ve fiyat kararlarını alma hedefidir.
Bir ülkenin veya birimin, belirli bir malı diğerlerine göre daha düşük bir fırsat maliyetiyle üretebilme yeteneğidir. Uluslararası ticaretin temel dayanağını oluşturur.
Aynı sektörde faaliyet gösteren bağımsız firmaların, fiyatları kontrol etmek, üretimi sınırlamak veya piyasayı paylaşmak amacıyla aralarında yaptıkları gizli veya açık anlaşmadır. Tüketici refahını olumsuz etkiler.
Tüketiciye aynı toplam faydayı veya tatmin düzeyini sağlayan iki farklı malın tüm farklı kombinasyonlarını gösteren eğridir. Tüketici tercihlerini analiz etmek için kullanılır.
Mal ve hizmetlerin üretim ve dağıtım zincirindeki her aşamada yaratılan katma değer üzerinden alınan dolaylı vergidir.
Aynı zaman noktasında farklı birey, firma, hanehalkı veya ülkelerden toplanan veri setidir.
Ekonomik durgunluk dönemlerinde toplam talebin yetersiz olduğunu ve bu durumu aşmak için devletin aktif maliye ve para politikalarıyla (kamu harcamalarını artırarak) müdahale etmesi gerektiğini savunan iktisat ekolüdür.
Kısa dönemde bazı fiyat ve ücretlerin katı olması nedeniyle, genel fiyat düzeyi ile ekonominin arz ettiği toplam çıktı arasındaki pozitif yönlü ilişkiyi gösteren eğridir.
Bankaların topladıkları mevduatın tamamını kasada tutmayıp yalnızca bir kısmını rezerv olarak ayırdığı, kalan kısmını krediye dönüştürdüğü bankacılık sistemidir. Modern ekonomilerde para yaratma sürecinin temelidir.
İnsan istek ve ihtiyaçlarının sınırsız, buna karşılık bu ihtiyaçları karşılayacak kaynakların sınırlı olması durumudur. İktisat biliminin varlık sebebidir.
Bir ülkenin toplam milli gelirinin (GSYİH), o ülkenin toplam nüfusuna bölünmesiyle elde edilen ortalama gelir düzeyidir. Ülkeler arası refah karşılaştırmalarında temel göstergedir.
Piyasaların kendi kendine dengeye geleceğini, “görünmez el” mekanizmasının işlediğini ve devlet müdahalesinin minimumda tutulması gerektiğini savunan; Adam Smith ve David Ricardo gibi isimlerin öncülük ettiği iktisat okuludur.
Ekonomik faaliyetin zaman içinde genişleme, zirve, daralma ve dip evreleri arasında dalgalanma göstermesi sürecidir.
Ekonomide talep daralması ve durgunluk nedeniyle ortaya çıkan, iş çevrimine bağlı geçici işsizlik türüdür.
Bir ülke para biriminin, uluslararası piyasalarda diğer yabancı para birimlerine veya altına herhangi bir kısıtlama olmaksızın serbestçe dönüştürülebilme özelliğidir.
Yerli üreticileri dış rekabete karşı korumak amacıyla tarife, kota, sübvansiyon veya teknik engeller gibi araçların kullanıldığı dış ticaret politikası yaklaşımıdır.
İthalat, ihracat veya üretim miktarına getirilen niceliksel üst sınırdır. Dış ticaret ve piyasa düzenlemelerinde sık kullanılır.
Bir borçlunun veya borçlanma aracının geri ödeme kapasitesi ve temerrüt riskinin, belirli kriterlere göre analiz edilerek notlandırılmasıdır.
Birey veya kurumun geçmiş ödeme davranışları ve borçluluk görünümü gibi verilerden hareketle, gelecekteki geri ödeme olasılığını özetleyen sayısal risk göstergesidir.
Blokzincir veya benzeri dağıtık defter teknolojileri üzerinde oluşturulan, transfer edilebilen ve dijital olarak saklanabilen dijital varlıklardır (Örn: Bitcoin, Ethereum).
Bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden değerini/fiyatını ifade eder.
Bir ülkede döviz kurunun nasıl belirlendiğini ve merkez bankasının kura ne ölçüde müdahale ettiğini tanımlayan kurumsal çerçevedir (Örn: Sabit kur, dalgalı kur).
Döviz kurlarındaki değişimlerin, bir kişi, firma veya yatırımın nakit akışı, bilanço veya getirisi üzerinde olumsuz etki yaratma riskidir.
Bir paranın değerini belirlemek için kullanılan, farklı yabancı para birimlerinden belirli ağırlıklara göre oluşturulan portföydür.
Şirketlerin ve tüzel kişiliğe sahip kurumların bir mali yıl içinde elde ettikleri safi kazançları üzerinden ödedikleri vergidir.
Ekonomik sonuçları yalnızca fiyatlar ve bireysel tercihlerle değil, aynı zamanda kurumlar, kurallar, mülkiyet hakları ve teşvik yapıları üzerinden açıklayan iktisat yaklaşımıdır.
Ülkeler arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel sınırların belirsizleşerek ticaretin, sermayenin ve bilginin dünya genelinde serbestçe akması sürecidir. Piyasa entegrasyonunun en üst aşamasını temsil eder.
Vergi oranları ile devletin toplam vergi gelirleri arasındaki ilişkiyi gösteren çan eğrisi şeklindeki grafiktir. Belirli bir noktadan sonra vergi oranlarını artırmanın, çalışma isteğini azaltacağı için toplam vergi gelirlerini düşüreceğini savunur.
Bir varlığın, değerinde önemli bir kayıp yaşamadan hızlı bir şekilde nakit paraya dönüştürülebilme kolaylığıdır. Nakit para, en likit varlıktır.
Faiz oranlarının çok düşük olduğu ve para arzındaki artışın faizleri daha fazla düşüremediği durumdur. Bu durumda bireyler, faiz geliri yerine nakit tutmayı tercih eder ve para politikası etkisizleşir.
Para piyasasında para arzı ile para talebinin dengede olduğu noktaları gösteren, faiz oranı ile gelir düzeyi arasındaki ilişkiyi ifade eden eğridir.
Finansal grafiklerde, eksen üzerindeki mesafelerin mutlak değer artışlarını değil, yüzde (%) değişimleri temsil ettiği ölçek türüdür. Uzun vadeli trend analizlerinde fiyat hareketlerini daha sağlıklı görmeyi sağlar.
Bir ekonomideki gelir dağılımı eşitsizliğini görselleştiren eğridir. Nüfusun kümülatif yüzdesi ile gelirin kümülatif yüzdesi arasındaki ilişkiyi gösterir; eğri köşegenden ne kadar uzaksa eşitsizlik o kadar fazladır.
Tüketici geliri arttıkça talebi oransal olarak daha fazla artan mal türüdür; gelir esnekliği genellikle 1’den büyüktür.
Oyun teorisinde, iki tarafın kendi çıkarlarını korumak için iş birliği yapmaması sonucunda, her ikisinin de iş birliği yaptıkları duruma göre daha kötü bir sonuçla karşılaşmalarını açıklayan modeldir.
Enflasyon, işsizlik, büyüme, faiz, döviz kuru ve kamu politikaları gibi ekonominin genelini ilgilendiren toplam büyüklükleri inceleyen iktisat dalıdır.
Değeri yalnızca değişim aracı olmasından değil, aynı zamanda içerdiği malın kendi kullanım ya da değer özelliğinden de kaynaklanan para türüdür. Altın, gümüş, tuz veya tütün tarihsel mal para örnekleridir.
Kamu maliyesinde bütçe açığı, borç stoku veya harcama artışı gibi göstergelere ilişkin önceden tanımlanmış sayısal sınırlar koyan kural çerçevesidir.
Fon arz edenlerle fon talep edenlerin karşılaştığı; hisse senedi, tahvil, para piyasası araçları ve türevlerin alınıp satıldığı piyasalardır.
Devletin ekonomik hedeflere ulaşmak için kamu harcamaları, vergiler ve borçlanma araçlarını kullanarak ekonomiyi etkilemesi sürecidir.
Üretim maliyetlerinin (ücretler, hammadde fiyatları, enerji maliyetleri) artması sonucu toplam arzın azalmasıyla ortaya çıkan fiyat artışlarıdır.
Nüfusun geometrik, gıda üretiminin ise aritmetik olarak arttığını ve teknolojik gelişmelere rağmen kişi başına düşen gelirin uzun dönemde kalıcı olarak yükselemeyeceğini ifade eden tarihsel kalkınma yaklaşımıdır.
Piyasa fiyatlarını veya arz-talep dengesini yapay yollarla etkileyerek, diğer yatırımcıları yanıltmak suretiyle haksız kazanç sağlama girişimidir. Çoğu piyasada yasa dışıdır.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) içerisinde yer alan tüm mal ve hizmetleri kapsayan, herhangi bir kalem ayıklanmadan hesaplanan genel enflasyon oranıdır.
Ekonomik kararların, mevcut durumdaki bir birimlik (ilave) değişikliğin getireceği ek fayda ve ek maliyete göre alınması sürecidir.
Bir mal veya hizmetin tüketiminde bir birimlik artışın tüketiciye sağladığı ek tatmin (ek fayda) düzeyidir.
Firmanın satış miktarını bir birim artırdığında elde ettiği ek gelirdir; üretim ve fiyat kararlarında temel göstergedir.
Bir tüketicinin, aynı fayda düzeyinde kalabilmek için bir maldan bir birim daha fazla tükettiğinde, diğer maldan vazgeçmeye razı olduğu miktardır.
Üretilen son birim (ilave birim) malın, toplam maliyette yol açtığı artıştır. Kararların optimizasyonunda en kritik değişkendir.
Diğer tüm üretim faktörleri sabitken, belirli bir girdinin (örneğin işgücü) miktarındaki bir birimlik artışın, toplam çıktı miktarında (üretimde) yarattığı ilave değişimdir.
Karl Marx’ın teorilerine dayanan; kapitalizmi sınıf çatışması, emek-değer teorisi ve “artık değer” yani sermayedarın emeğin değerine el koyması) üzerinden eleştiren iktisat okuludur.
Bir ülkenin para politikasını yürüten, fiyat istikrarı ve finansal istikrarı destekleyen; para arzı, faiz oranları ve rezerv yönetimi gibi alanlarda yetkili bağımsız kurumdur.
Gerçek veya tüzel kişilerin bankalara belirli koşullarla yatırdığı ve talep/vade yapısına göre geri çekebildiği para tutarıdır. Bankalar için temel fonlama kaynaklarından biridir.
Ekonomik verilerin (işsizlik, üretim vb.) takvim yılı içindeki hava durumu, bayramlar veya okul dönemleri gibi periyodik dalgalanmalardan temizlenerek, asıl eğilimin net şekilde görülmesini sağlayan istatistiksel yöntemdir.
Ekonomiyi bireyler, hanehalkları ve firmalar gibi küçük birimler düzeyinde inceleyen; fiyat oluşumu, kaynak dağılımı ve tüketici davranışlarına odaklanan iktisat dalıdır.
Bir ekonomide belirli dönemde yaratılan toplam gelirin, ücret, faiz, kâr ve rant gibi üretim faktörü gelirleri toplamı olarak ifade edilen ölçüsüdür.
Enflasyonun “her zaman ve her yerde parasal bir olgu” olduğunu savunan; ekonomik istikrarın sağlanması için para arzının kontrol altında tutulması gerektiğini vurgulayan (Milton Friedman öncülüğündeki) iktisat okuludur.
Belirli bir mal veya hizmetin piyasada tek bir satıcısının bulunduğu, ikamesinin olmadığı ve piyasaya girişlerin engellendiği piyasa yapısıdır.
Çok sayıda firmanın bulunduğu ancak her firmanın kendi ürününü marka, ambalaj veya kalite gibi unsurlarla farklılaştırarak (heterojen mal) bir miktar pazar gücü elde ettiği piyasa yapısıdır.
Toplam gelirlerden yalnızca muhasebe kayıtlarına giren açık maliyetler çıkarıldığında kalan kârdır Alternatif maliyetleri içermez.
“Gerekli değişiklikler yapılmış olarak” anlamına gelen Latince terimdir. Ekonomik modellerde bir varsayım değiştirildiğinde diğer her şeyin o yeni duruma uyarlanması gerektiğini ifade eder.
Bir ülkenin veya birimin, belirli bir malı diğerlerine göre aynı miktarda kaynakla daha fazla üretme veya aynı miktarı daha az kaynak kullanarak üretme yeteneğidir.
Bir varlığın kullanım, gelir elde etme, devretme ve tasarruf etme yetkilerini tanımlayan hukuki ve kurumsal haklar bütünüdür; yatırım ve piyasa işleyişi için temeldir.
“Dar tanımlı para arzı” olarak bilinir. Dolaşımdaki nakit para ile bankalardaki vadesiz mevduatların toplamından oluşur. En likit para tanımıdır.
“Geniş tanımlı para arzı” olarak bilinir. M1’e ek olarak daha az likit ama paraya yakın varlıkları da içeren daha geniş para arzı göstergesidir. Genellikle kısa vadeli mevduatlar gibi kalemleri de kapsar.
Kamu otoritesinin (devletin), özellikle temel ihtiyaç maddeleri için belirlediği ve satıcıların üzerine çıkamayacağı yasal tavan fiyat uygulamasıdır. Tarihsel ve geleneksel bir kontrol yöntemidir.
Oyun teorisinde, her oyuncunun seçimi diğerlerinin seçimine göre en iyi tepki olduğundan, hiçbir oyuncunun tek taraflı değişiklikle sonucunu iyileştiremediği denge durumudur.
Bir ekonomik faaliyetin (üretim veya tüketim), bu faaliyete dahil olmayan üçüncü şahıslar üzerinde yarattığı olumsuz etkidir (Örn: Fabrikanın havayı kirletmesi sonucu çevre halkının sağlığının bozulması).
Faiz oranının sıfırın altına düştüğü durumdur. Bu ortamda bazı finansal araçlarda fon tutmanın maliyeti oluşabilir ve harcama/kredi davranışları teşvik edilmeye çalışılır.
Bir firmanın üretim ölçeği çok fazla büyüdüğünde, yönetim zorlukları ve hantallık gibi nedenlerle birim maliyetlerin (ortalama maliyetin) artmaya başlaması durumudur.
Piyasa mekanizması, serbest ticaret, özelleştirme, deregülasyon ve devletin ekonomideki rolünün sınırlandırılması vurgusunu öne çıkaran ekonomi politikası yaklaşımıdır.
Bir ülkenin toplam ihracat değerinden toplam ithalat değerinin çıkarılmasıyla elde edilen farktır. Pozitif çıkması dış ticaret fazlasını gösterir.
Enflasyondan arındırılmamış, piyasada gözlenen ilan edilen faiz oranıdır. Reel faizden farklı olarak satın alma gücü etkisini içermez.
Bir ülkede üretilen nihai mal ve hizmetlerin cari dönem fiyatlarıyla hesaplanan toplam parasal değeridir. Fiyat değişimlerinin etkisini içerir.
Bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden, fiyat düzeyi farkları dikkate alınmadan ifade edilen gözlenen döviz kurudur.
Bir çalışanın emeği karşılığında aldığı, satın alma gücü ve enflasyon dikkate alınmadan ifade edilen nakdi para miktarıdır.
Ortalama etrafında simetrik, çan eğrisi biçiminde dağılan ve birçok istatistiksel analizde temel kabul edilen olasılık dağılımıdır.
Tüketici geliri arttığında talebi artan, gelir düştüğünde talebi azalan mal türüdür.
“Ne olmalı?” sorusuna odaklanan, değer yargıları içeren ve ekonomik politikaları etik/tercih temelli değerlendiren iktisat yaklaşımıdır.
Bir ekonomideki işsizlik oranı ile reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) arasındaki ters yönlü ilişkiyi tanımlayan ampirik gözlemdir. Genellikle işsizlikteki %1’lik bir artışın, potansiyel GSYİH’de yaklaşık %2’lik bir kayba yol açacağını öngörür.
Piyasanın az sayıda büyük firma tarafından domine edildiği piyasa yapısıdır. Bu yapıda firmalar arası karşılıklı bağımlılık yüksektir; bir firmanın fiyat veya reklam kararı rakiplerini doğrudan etkiler.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün kısaltmasıdır. Dünya petrol rezervlerinin büyük bir kısmını elinde bulunduran ülkeler tarafından petrol fiyatlarını ve üretim miktarlarını koordine etmek amacıyla kurulmuştur.
Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir seviyesine ulaştıktan sonra, düşük maliyetli emek avantajını kaybetmesi ancak yüksek katma değerli teknolojik üretim aşamasına geçememesi sonucu uzun süre durgunluk yaşamasıdır.
Tüketiminde rekabetin olduğu (birinin kullanması diğerinin miktarını azaltır) ancak kimsenin kullanımından mahrum bırakılamadığı kaynaklardır. Denizlerdeki balıklar veya meralar buna örnektir.
Ortak kullanılan kaynaklarda bireylerin kendi çıkarını maksimize etmeye çalışması sonucu, kaynağın aşırı kullanım ve tükenme riskiyle karşı karşıya kalması durumudur.
Toplam maliyetin üretilen miktara bölünmesiyle bulunan, bir birim üretimin ortalama maliyetini gösteren ölçüdür.
Genel kabul görmüş, ana akım iktisat teorilerine (Neoklasik ve geleneksel Keynesyen) dayanan; serbest piyasa, mali disiplin ve rasyonel beklentileri temel alan yaklaşımdır.
Hükümetin yeni bir yasal düzenleme yapmasına gerek kalmadan, ekonomideki dalgalanmaları (resesyon veya aşırı ısınma) kendiliğinden yumuşatan maliye politikası araçlarıdır. Artan oranlı vergiler ve işsizlik maaşları en temel örnekleridir.
Birden fazla karar vericinin sonuçlarının birbirine bağlı olduğu durumlarda, stratejik davranış ve karşılıklı etkileşimli kararları analiz eden matematiksel-iktisadi yaklaşımdır.
Bir ekonominin belirli bir dönemde dış dünya ile yaptığı mal, hizmet, gelir, transfer ve finansal işlemlerin sistematik kaydını gösteren istatistiksel tablodur.
Üretim ölçeği büyüdükçe sabit maliyetlerin yayılması ve verimlilik artışı nedeniyle birim maliyetlerin düşmesi durumudur.
Vergi, tekel gücü veya fiyat kontrolü gibi nedenlerle piyasa dengesinden sapma oluştuğunda, toplumun toplam refahında ortaya çıkan geri kazanılamayan kayıptır.
İşletmenin nakit ödeme yapmadığı ancak kendi kaynaklarını kullanması nedeniyle katlandığı alternatif maliyettir (ör. girişimcinin kendi emeği/sermayesi).
Belirli mal grupları üzerinden alınan, çoğunlukla ürün bazlı uygulanan dolaylı vergi türüdür.
Hem tüketiminde rekabetin olduğu (birinin tüketmesi başkasını engeller) hem de bedelini ödemeyenlerin kullanımından dışlanabildiği mallardır (Örn: Kıyafet, bilgisayar).
Hanehalkı ve firmaların gelirlerinden tüketim ve vergiler gibi harcamaları çıktıktan sonra kalan, tasarrufa ayrılan kaynak kısmıdır.
Devlete ait işletme, varlık veya hizmetlerin mülkiyetinin ya da işletme hakkının özel sektöre devredilmesi sürecidir.
Aynı birimlerin (kişi, firma, ülke vb.) hem zaman içinde hem de birimler arasında gözlemlenmesiyle oluşan veri yapısıdır.
Piyasada mal ve hizmet alım satımında genel kabul gören, değer saklama, değişim aracı ve hesap birimi olma özelliklerini taşıyan her türlü varlıktır.
Ekonomide dolaşımdaki para ve para benzeri likit varlıkların, belirli tanımlara (M1, M2 vb.) göre ölçülen toplam büyüklüğüdür.
Merkez bankası tarafından yaratılan parasal tabandaki bir birimlik artışın, bankacılık sistemindeki kredi mekanizmasıyla para arzında yarattığı toplam artış miktarını gösteren katsayıdır.
Merkez bankasının fiyat istikrarı ve finansal istikrar gibi hedefler doğrultusunda faiz, likidite ve bilanço araçlarını kullanarak ekonomiyi etkileme sürecidir.
Ekonomik birimlerin işlem, ihtiyat ve varlık tercihi nedenleriyle belirli bir dönemde elde tutmak istediği para miktarıdır.
Bireylerin gelirlerini veya fiyatları değerlendirirken, enflasyon etkisinden arındırılmış reel değerler yerine sadece nominal (rakamsal) değerlere odaklanma eğilimidir.
Paranın ekonomide üstlendiği üç temel rolü ifade eder: Değişim aracı (ödemelerde kullanılması), Hesap birimi (değer ölçüsü) ve Değer saklama aracı (servet biriktirme).
Merkez bankası kararlarının faiz, kredi, beklenti, varlık fiyatı ve kur kanalları üzerinden enflasyon ve ekonomik faaliyete yansıma sürecidir.
Dolaşımdaki nakit ile bankaların merkez bankasında tuttuğu rezervlerden oluşan, merkez bankasının doğrudan etkileyebildiği temel para büyüklüğüdür.
Bir kişiyi daha iyi duruma getirirken başka bir kişiyi daha kötü duruma düşürmeden kaynak dağılımını iyileştirmenin mümkün olmadığı etkinlik durumudur.
İki para birimi arasındaki değer ilişkisini veya belirli bir finansal eşitlik koşulunu ifade eder. Döviz piyasasında çoğunlukla iki para arasındaki kur oranı anlamında kullanılır.
Dijital platformlar aracılığıyla atıl kapasite veya varlıkların (araç, konut, emek vb.) geçici kullanım/erişim temelli paylaşımını esas alan ekonomik modeldir.
Enflasyon ile işsizlik (veya ücret artışları ile işsizlik) arasında özellikle kısa dönemde gözlenebilen ters yönlü ilişkiyi ifade eden ampirik makroekonomik ilişkidir.
Hava kirliliği gibi negatif dışsallık yaratan faaliyetlerin toplumsal maliyetini fiyatlara yansıtmak için uygulanan düzeltici vergidir. Amacı, özel maliyet ile sosyal maliyet arasındaki farkı azaltarak piyasayı daha etkin bir dengeye getirmektir.
Serbest piyasanın kaynakları etkin bir şekilde dağıtamadığı, dolayısıyla toplumsal refahın maksimize edilemediği durumdur. Dışsallıklar, kamusal mallar, asimetrik bilgi ve eksik rekabet gibi nedenlerle ortaya çıkar.
Arz edilen miktar ile talep edilen miktarın belirli bir fiyat seviyesinde birbirine eşitlenmesi durumudur. Bu noktada fiyatlar üzerinde değişim baskısı yoktur.
Üretim, fiyatlama ve kaynak tahsisi kararlarının büyük ölçüde arz-talep ve fiyat mekanizması üzerinden belirlendiği ekonomik sistemdir.
Finansal piyasalarda, mevcut tüm bilgilerin varlık fiyatlarına tam ve anında yansıması durumudur. Etkin bir piyasada fiyatlar her zaman varlığın “gerçek” değerini yansıtır.
Bir firmanın (veya bir grup firmanın), ürünün fiyatını piyasa dengesinin üzerine çekebilme ve bunu kârını artıracak şekilde sürdürebilme yeteneğidir.
Satın alma yöneticilerine uygulanan aylık anketlere dayanan, üretim, sipariş, istihdam ve teslimat gibi göstergeler üzerinden ekonomik faaliyetin seyrine ilişkin erken sinyal veren öncü endekstir.
Merkez bankalarının para politikası hedeflerine ulaşmak için belirlediği ve bankacılık sistemine likidite sağlarken uyguladığı temel faiz oranıdır.
Bir ekonomik faaliyetin, bu faaliyete dahil olmayan üçüncü taraflar üzerinde yarattığı olumlu etkidir. Eğitim ve aşılama çalışmaları klasik örneklerdir.
Ekonomik olayları değer yargılarına yer vermeden, “nedir?” sorusu üzerinden, bilimsel ve gözlemlenebilir verilerle açıklayan yaklaşımdır.
Bir üretim faktörüne (toprak, yetenek vb.), o faktörün piyasada kalması için gereken minimum miktarın üzerinde yapılan ödemedir. Arzı kısıtlı olan varlıklardan elde edilen getiridir.
Ekonomik birimlerin beklentilerini oluştururken mevcut bilgileri ve ekonomik yapıyı sistematik biçimde kullanarak, ortalamada öngörü hatalarını sistematik hâle getirmediğini varsayan yaklaşımdır.
Bireylerin veya kurumların amaçları doğrultusunda mevcut kısıtlar altında en uygun seçeneği tercih etmeye çalışmasıdır.
Karar vericilerin tercihlerinde tutarlı olması ve kendi çıkarlarını en üst düzeye çıkaracak seçenekleri sistematik bir şekilde tercih etmesi durumudur.
Nominal faiz oranının enflasyondan arındırılmış halidir. Tasarruf sahibinin satın alma gücündeki gerçek artışı gösterir.
Bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin toplam değerinin, enflasyon etkisinden arındırılarak (sabit fiyatlarla) hesaplanmasıdır. Ekonomik büyümenin en sağlıklı ölçüsüdür.
Nominal döviz kurunun ülkeler arasındaki göreceli fiyat düzeyleri (enflasyon) ile düzeltilmesiyle elde edilen değerdir. Bir ülkenin uluslararası rekabet gücünü gösterir.
Nominal ücretin satın alma gücüdür. Bir çalışanın aldığı ücretle ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini, yani enflasyona karşı konumunu ifade eder.
Bankaların ellerindeki vadesi gelmemiş senetleri, merkez bankasına kırdırarak karşılığında nakit (likidite) sağlaması işlemidir.
Merkez bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı faiz/iskonto oranıdır.Bbankaların merkez bankasından fonlanma maliyetini etkiler.
Devletin gelir dağılımını dengelemek ve sosyal riskleri azaltmak amacıyla eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve transferler yoluyla sosyal koruma sağladığı kamu yönetimi modelidir.
Bir bağımlı değişken ile onu etkilediği düşünülen bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi istatistiksel olarak ölçmek ve tahmin etmek için kullanılan yöntemler bütünüdür.
Piyasalarda tekelleşmeyi önlemek, rekabeti korumak ve haksız ticari uygulamaları engellemek amacıyla uygulanan yasal düzenlemeler ve denetimlerdir.
Ekonomik faaliyetlerin genelinde görülen belirgin düşüştür. Teknik olarak, bir ekonominin üst üste iki çeyrek boyunca negatif büyüme (küçülme) göstermesi durumudur.
Sabit kur sisteminde, bir ülke para biriminin diğer paralar karşısındaki resmi değerinin merkezi otorite (hükümet/merkez bankası) kararıyla yükseltilmesidir. Devalüasyonun tam tersidir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından geliştirilen; bankaların Türk Lirası zorunlu karşılıklarının belirli bir yüzdesini döviz veya altın cinsinden tutabilmelerine olanak sağlayan bir para politikası aracıdır.
Merkez bankaları ve para otoriteleri tarafından dış ödemeler, müdahale ve güvenlik amaçlarıyla resmî rezervlerde tutulan, uluslararası işlemlerde yaygın kabul gören yabancı para birimidir.
Ulusal paranın değerinin başka bir para birimine, sepet kura veya belirli bir standarda sabitlendiği ve kurun bu seviyede tutulmaya çalışıldığı kur rejimidir.
Üretim miktarı ne olursa olsun (üretim sıfır olsa dahi) değişmeyen maliyetlerdir (Örn: Kira, amortisman, bazı idari personel maaşları).
Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklarını ortadan kaldırarak, farklı para birimlerinin satın alma güçlerini eşitleyen değişim oranıdır. “Aynı sepet mal, her ülkede aynı fiyata mal olmalı” ilkesine dayanır.
Klasik iktisadın temel taşlarından biri olan “Her arz kendi talebini yaratır” ilkesidir. Üretim sürecinde yaratılan gelirin, üretilen malları satın almaya yetecek kadar harcama yaratacağını savunur.
Ülkeler arasında mal ve hizmet ticaretinde tarife, kota ve benzeri engellerin sınırlı uygulandığı ya da uygulanmadığı bir dış ticaret yaklaşımıdır.
Üretimde kullanılan makine, teçhizat, bina, altyapı ve finansal kaynaklar gibi, üretim kapasitesini artıran birikmiş üretim unsurlarıdır.
Ödemeler dengesinin bir alt kalemi olup; bir ülkenin diğer ülkelerle olan varlık transferlerini ve gayrimenkul alımları, yatırım hibeleri gibi sermaye akışlarını kaydeden hesaptır.
Ürünlerin fiyatı aynı kalırken veya artarken, ambalaj içeriğinin (gramaj, adet vb.) gizlice küçültülmesidir. Tüketicinin fiyat artışını doğrudan hissetmesini engelleyen bir enflasyon türüdür.
Seçim dönemleri ve siyasi teşvikler nedeniyle ekonomi politikalarında yapılan değişimlerin, büyüme, enflasyon veya işsizlikte döngüsel dalgalanmalar yaratması olgusudur.
Yüksek faiz veya kısa vadeli kâr beklentisiyle ülkeler arasında hızla yer değiştiren, spekülatif nitelikli kısa vadeli sermaye akımlarıdır.
Bir ekonomide yüksek enflasyon ile ekonomik küçülmenin (negatif büyüme) aynı anda yaşanmasıdır. Stagflasyondan daha ağır bir kriz durumunu ifade eder.
Uzun dönem ekonomik büyümeyi sermaye birikimi, emek artışı ve özellikle teknolojik gelişme ile açıklayan neoklasik büyüme modelidir.
Toplumdaki bireylerin ekonomik ve sosyal iyi olma hâlinin toplamını ifade eder; gelir, tüketim, sağlık, eğitim ve eşitlik gibi unsurlarla birlikte değerlendirilir.
Gelecekteki fiyat değişimlerini tahmin ederek, düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satmak (veya tersi) suretiyle kâr elde etme amacı güden riskli finansal işlemdir.
Ekonomide yüksek enflasyon ile durgunluk/zayıf büyüme ve çoğu zaman yüksek işsizliğin aynı anda görülmesi durumudur.
Verilerin aritmetik ortalamadan ne kadar uzaklaştığını (dağıldığını) gösteren istatistiksel ölçüdür. Finansta genellikle yatırımın risk derecesini ölçmek için kullanılır.
Belirli bir anda ölçülen, “birikmiş” büyüklüklerdir (ör. borç stoku, sermaye stoku, para stoku). Akım değişkenlerden farklı olarak zaman noktasında ifade edilir.
Devletin belirli sektör, üretici, tüketici veya faaliyetleri desteklemek amacıyla sağladığı mali destek, teşvik veya fiyat avantajıdır.
Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden, günümüz ihtiyaçlarının karşılanmasını hedefleyen; ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları olan kalkınma modelidir.
Bir mal veya hizmet için yasal ya da idari olarak belirlenen en düşük fiyat sınırıdır. Piyasa fiyatının bu seviyenin altına inmesi engellenir.
Devletlerin veya şirketlerin borçlanmak amacıyla ihraç ettiği, yatırımcısına belirli vadede anapara geri ödemesi ve çoğu durumda faiz geliri sağlayan borçlanma aracıdır.
Ekonomik verilerin, aylar arasındaki iş günü sayısı farkları veya bayram tatilleri gibi takvim kaynaklı değişkenliklerden temizlenmesidir. Bu sayede veriler bir önceki yılın aynı ayı ile daha sağlıklı kıyaslanabilir.
Talep edilen miktarın, fiyat değişimine ne ölçüde tepki verdiğini gösteren oransal ölçüdür; genellikle % talep değişimi / % fiyat değişimi olarak ifade edilir.
Tüketicinin gelirindeki yüzde değişimin, bir malın talep edilen miktarında yol açtığı duyarlılıktır. Pozitifse “normal mal”, negatifse “düşük mal” kategorisine girer.
Tüketicilerin belirli bir zaman diliminde, belirli bir fiyat seviyesinden bir malı satın alma isteği ve bu isteği destekleyecek satın alma gücüne sahip olmasıdır.
Toplam talebin, ekonominin üretim kapasitesinden (toplam arzdan) daha hızlı artması sonucu oluşan fiyat artışıdır. “Çok paranın az malın peşinden koşması” olarak özetlenir.
Diğer tüm faktörler sabitken, farklı fiyat seviyelerinde talep edilen miktarları gösteren grafiktir. Genellikle fiyat ve miktar arasındaki ters ilişkiden dolayı negatif eğimlidir.
Talebin fiyat, gelir veya diğer değişkenlerdeki değişime karşı duyarlılığını ölçen genel esneklik kavramıdır.
Belirli bir fiyat düzeyinde talep edilen miktarın arz edilen miktardan yüksek olması durumudur. Piyasada kıtlık baskısı yaratır.
Diğer koşullar sabitken bir malın fiyatı arttıkça talep edilen miktarın azalma, fiyat düştükçe ise artma eğiliminde olduğunu ifade eden temel iktisat ilkesidir.
Tüketim, yatırım, kamu harcaması veya dış talep gibi unsurlardaki ani değişim nedeniyle toplam talepte beklenmedik artış veya azalış yaşanmasıdır.
Çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, ürünlerin homojen olduğu, bilgiye erişimin yüksek ve giriş-çıkışın serbest olduğu; firmaların fiyat alıcı olduğu ideal piyasa koşuludur.
Tam rekabet varsayımlarının geçerli olduğu, tek bir firmanın piyasa fiyatını etkileyemediği ve fiyatın arz-talep tarafından belirlendiği piyasa yapısıdır.
Birlikte tüketilen ve birinin fiyatı arttığında diğerine olan talebin genellikle azaldığı mal türüdür (Örn. yazıcı-kartuş).
Kişilerin veya kurumların harcanabilir gelirlerinden tüketim harcamalarını çıkardıktan sonra kalan kısımdır. Yatırımların temel finansman kaynağıdır.
Bir mal veya hizmet için yasal ya da idari olarak belirlenen en yüksek fiyat sınırıdır, piyasa fiyatının bu seviyenin üzerine çıkması engellenir. Genellikle tüketiciyi yüksek fiyatlardan korumak için denge fiyatının altında belirlenir ve piyasada mal kıtlığına (karaborsaya) yol açabilir.
Piyasada tek bir satıcının bulunduğu ve o malın yakın ikamesinin olmadığı piyasa yapısıdır. Firma “fiyat yapıcı” konumundadır.
Çok sayıda firmanın faaliyet gösterdiği ancak ürün farklılaştırması nedeniyle firmaların sınırlı fiyatlama gücü taşıdığı piyasa yapısıdır.
Borçlunun kredi, tahvil veya diğer finansal yükümlülüklerini vadesinde ve sözleşme koşullarına uygun şekilde yerine getirememesi durumudur.
Birey ve firmaların kararlarını belirli bir yöne yönlendiren ödül, maliyet, vergi, ceza veya destek unsurlarıdır; ekonomik davranışı şekillendirir.
Bir ülkenin ihraç ettiği malların fiyat endeksinin, ithal ettiği malların fiyat endeksine oranıdır. Oran arttıkça ülkenin dış ticaret avantajı artar.
Kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerini (sıcak para) azaltmak ve döviz piyasalarındaki dalgalanmaları önlemek amacıyla döviz işlemlerinden alınan düşük oranlı vergidir.
Ekonomide firmaların belirli bir genel fiyat düzeyinde üretmeye razı olduğu toplam mal ve hizmet miktarıdır.
Tüketicinin belirli miktarda mal veya hizmet tüketiminden elde ettiği toplam tatmin düzeyidir.
Firmanın satışlarından elde ettiği toplam hasılattır. En basit biçimde fiyat × satış miktarı olarak hesaplanır.
Üretim için katlanılan sabit maliyetler ile değişken maliyetlerin toplamıdır.
Ekonomik refahın bir ölçüsüdür. Tüketici rantı ile üretici rantının toplamına eşittir ve tam rekabet piyasasında maksimize olur.
Ekonomide belirli bir fiyat düzeyinde, hanehalkı, firmalar, kamu ve dış talebin satın almak istediği toplam mal ve hizmet miktarıdır.
Belirli bir dönemde kullanılan üretim faktörleriyle elde edilen toplam çıktı miktarıdır. Üretim fonksiyonu analizinde temel göstergedir.
Devletin herhangi bir mal veya hizmet karşılığı olmaksızın, toplumun belirli kesimlerine yaptığı karşılıksız ödemelerdir (Örn: Emekli maaşları, sosyal yardımlar, öğrenci bursları).
Bir tüketicinin bir mal için ödemeye razı olduğu en yüksek fiyat ile gerçekte ödediği piyasa fiyatı arasındaki farktır. Tüketicinin elde ettiği net faydayı temsil eder.
Tüketicinin kısıtlı geliriyle, kendisine en yüksek faydayı sağlayan mal sepetini seçtiği noktadır. Bütçe doğrusunun kayıtsızlık eğrisine teğet olduğu noktada gerçekleşir.
Hanehalklarının tüketim harcamalarında yer alan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimleri ölçen endekstir. Enflasyonun en temel göstergesidir.
Hanehalklarının ihtiyaç ve isteklerini karşılamak için mal ve hizmetlere yaptığı harcamalar ve kullanım faaliyetidir.
Ekonomik ve matematiksel analizde bir değişkenin (örneğin maliyet) başka bir değişkene (örneğin üretim miktarı) göre değişim oranını ifade eder. Marjinal analizlerin temelidir.
Ülkeler arasında mal ve hizmetlerin alım-satımı ve değişimi sürecidir; ihracat ve ithalat işlemlerini kapsar.
Ekonomide tüm üretim faktörlerinin (sermaye, teknoloji vb.) değişken olduğu, sabit maliyetlerin kalmadığı zaman dilimidir.
Bir ekonominin tüm kaynaklarını tam verimlilikle kullandığında üretebileceği toplam çıktı düzeyini gösteren, fiyat düzeyinden bağımsız (dikey) eğridir.
Emek faktörünün üretime katkısı karşılığında çalışana ödenen para veya parasal değeri olan bedeldir.
İşgücü piyasasındaki arz ve talep değişimlerine rağmen, sözleşmeler veya yasalar nedeniyle ücretlerin kısa dönemde aşağı yönlü değişmeye direnç göstermesidir.
Ekonomide üretilen malların üretici düzeyindeki fiyat değişimlerini ölçen endekstir. Tüketici enflasyonunun öncü göstergesi kabul edilir.
Bir ülkedeki ekonomik, siyasi, hukuki ve finansal koşulların, yatırım ve borç geri ödeme süreçleri üzerinde olumsuz etki yaratma olasılığıdır.
Üreticinin satmaya razı olduğu en düşük fiyat ile piyasada fiilen sattığı fiyat arasındaki farktan doğan refah fazlasıdır.
Mal ve hizmet üretiminde kullanılan temel kaynaklardır. Klasik sınıflamada emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimcilik olarak ele alınır.
Belirli bir teknoloji düzeyinde, kullanılan girdi miktarları ile elde edilen maksimum çıktı miktarı arasındaki matematiksel ilişkidir.
Bir ekonominin elindeki sınırlı kaynaklarla üretebileceği iki farklı malın maksimum kombinasyonlarını gösteren eğridir. Kıtlık ve fırsat maliyetini görselleştirir.
Bir mal veya hizmeti üretmek için kullanılan teknoloji, süreç ve girdi bileşiminin (emek-sermaye yoğunluğu gibi) seçilme biçimidir.
Değişimin sabit bir oranda değil, mevcut değerin bir katı olarak arttığı (veya azaldığı) fonksiyondur. Bileşik faiz ve nüfus artışı hesaplamalarında kullanılır.
Devlete ait finansal varlıkların, genellikle uzun vadeli getiri ve stratejik amaçlarla yönetildiği kamu yatırım fonudur.
İstatistiksel verilerin ortalamadan ne kadar saptığını ölçen, risk analizlerinde kullanılan bir değerdir. Standart sapmanın karesidir.
Statü ve gösteriş tüketimi nedeniyle, bazı koşullarda fiyatı arttıkça talebi de artabilen prestij odaklı mal türüdür.
Devletin kamu hizmetlerini finanse etmek ve ekonomik-sosyal amaçlara ulaşmak için gerçek ve tüzel kişilerden kanunla aldığı zorunlu mali yükümlülüktür.
Bir verginin ekonomik yükünün gerçekte kimin (tüketici mi üretici mi) üzerinde kaldığını ifade eder. Bu durum arz ve talebin esnekliğine bağlıdır.
Verinin ana üretim faktörü ve değer kaynağı haline geldiği; dijital bilgilerin toplanması, analizi ve ticarileştirilmesi üzerine kurulu ekonomik sistemdir.
Üretim sürecinde kullanılan girdi miktarı ile elde edilen çıktı miktarı arasındaki orandır. Kaynakların ne kadar etkin kullanıldığını gösterir.
Aynı miktarda girdi ile daha fazla çıktı üretilmesi veya aynı miktarda çıktının daha az girdiyle elde edilmesidir; genellikle teknolojik gelişimle sağlanır.
Ekonominin yapısındaki değişimler nedeniyle işçilerin sahip olduğu becerilerin, işverenlerin talep ettiği becerilerle eşleşmemesi sonucu oluşan uzun süreli işsizliktir.
Tüketiminde rekabetin kısmen olduğu veya bedelini ödemeyenlerin dışlanabildiği ancak toplum için büyük fayda sağlayan mallardır (Örn: Eğitim, sağlık, paralı yollar).
Gelecekte gelir elde etmek amacıyla sermaye mallarına (makine, teçhizat, bina) veya finansal varlıklara yapılan harcamalardır.
Üretim kapasitesini artırmak veya sürdürmek amacıyla makine, teçhizat, bina ve stoklara yapılan sermaye nitelikli harcamalardır.
Gelir veya servetin, vergi, transfer harcamaları ve sosyal politikalar yoluyla toplum grupları arasında yeniden paylaştırılması sürecidir.
Birey veya hanehalkının asgari yaşam standartlarını karşılayacak gelir, tüketim veya imkânlara yeterince sahip olmaması durumudur.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan nüfusun, toplam nüfusa oranını gösteren sosyoekonomik göstergedir.
Bir birey veya hanehalkının temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli kabul edilen asgari gelir veya harcama düzeyidir.
Bir değişkenin (Örn: Dolar kuru, GSYH) belirli bir zaman aralığında, düzenli periyotlarla (günlük, aylık, yıllık) gözlemlenen değerlerinin oluşturduğu veri setidir.
Almanya merkezli ZEW Enstitüsü tarafından hazırlanan, finansal piyasa uzmanlarının ekonomik beklentilerini ölçen ve Avrupa ekonomisi için öncü kabul edilen güven endeksidir.
Ticari bankaların topladıkları mevduatların belirli bir yüzdesini merkez bankası bünyesinde nakit olarak tutmak zorunda oldukları orandır. Para arzını kontrol etmek için kullanılır.
Tüketici geliri artsa da talebi görece sınırlı artan, temel ihtiyaç niteliği taşıyan zorunlu tüketim malıdır; gelir esnekliği genellikle pozitif ama 1’den küçüktür.